1- Kur’ân âyine ister, vekil istemez
[Devamını oku…]
Görünmeyen Dünyanın Görünen Bağlantısı
Aslında bu cam aynaya lisan gibi görünüyordu şu nazik hatla yazılmış bu manidar kelimeler. Aynayı konuşturuyordu. Her bakan ölümlüye ölümsüz bir güzellik tarifi veriyordu. Aynada ne mi yazıyordu?
“Gencin süsü güzel ahlâktır”
Muhtemelen annemdi ilk buluşmamız için beni ona götüren. O, kendisiyle ne de çok zaman geçirdiğim. O sevdiğim beğendiğim… Bazen görmeyi istemediklerimi gözüme gözüme soktuğu için kırıldığım, kırdığım, kaçındığım ama her seferinde yüzümü dönüp tekrar barış şuâlarımı uzattığım. Mahreç derslerinde bol bol “dad harfi” çalıştığım. Birlikte güldüğüm, ağladığım. Beni bana benden iyi tarif etmekten asla vazgeçmeyen ısrarcı yoldaşım, haldaşım, sırdaşım, asla ama asla yalan söylemeyen vefakâr arkadaşım!
Ayna!
Niyet: Kalbin bir şeye karar vermesi, hangi işin ne için yapıldığının dile getirilmesi demektir. Allah’ın emrini tamamlamak suretiyle yerine getirerek Allah’a ‘evet’ demeyi kastetmektir.
İftitah tekbiri (başlama tekbiri): Dünyayı Allahuekber diyerek elimizle arkamıza atıp Allah’ın rahmet kucağına sığınmaktır. Allah’ın her şeyden büyük olduğunu tekbir getirerek tasdik etmektir.
[Devamını oku…]
Günahların mâhiyetinde, eğer devam ederse, küfür yani inkâr tohumu vardır.
Çünki günaha devam eden, ülfet peyda eder. Sonra ona âşık ve mübtela olur.
Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o günahının ceza gerektirici bir fiil olmadığını temenniye başlar. Bu hâl böylece devam ettikçe, inkâr tohumu yeşillenmeye başlar. En nihâyet, gerek cezayı gerek cehennemi inkâra sebeb olur.
Günahlar; Cenâb-ı Hakk’ın râzı olmadığı, fıtratı bozup tahrib ederek gerçek vazifelerimizden bizleri uzaklaştırıcı fiillerdir. Günahlar, âhirette olduğu gibi dünya hayatını dahi insana cehennem yaparlar.Bu nedenle Cenâb-ı Hakk bizlerin hem dünyada hem de âhirette huzur bulabilmemiz için rahmetinden bu çirkin fiillere yasak damgasını koymuştur.
Sâd Sûresi’nin sonlarında Allah (cc)’ın meleklere ve İblis’e eşref-i mahlûkat olarak yarattığı Hz. Âdem (as)’a secde etme emri ve gelişen hadiseler anlatılır. Kısaca değinirsek Cenâb-ı Hakk insanı çamurdan yaratır ve ona kendi ruhundan üflediğinde ise meleklerin ve İblis’in hemen secde etmelerini ister. Melekler itaat ederken İblis şahsi mülahazalarının neticesinde söz dinlemez ve huzurundan kovulur. Fakat İblis lanetlenip, kâfirlerden olduğu halde, Allah’tan kıyamet gününe kadar mühlet ister. Maksadı ise “güya” kendisinin insandan daha hayırlı olduğunu ispat etmektir. Der ki: “O halde senin izzetine yemin ederim ki, mutlaka onların hepsini azdıracağım, ancak onlardan İHLÂSA ERDİRİLMİŞ kulların müstesnâ.” Böylece Sâd Sûresi beş âyet sonrasında nihâyet bulur ve yerini Zümer Sûresine bırakır.
[Devamını oku…]
Allah her şeyi yaratmıştır, O ise yaratılmamıştır.
Sual: Allah’ın yaratılmadığını ispat eden delil nedir?
El-Cevab: Her şeyi halk eden Allah’dır, Allah ise yaratılmamıştır. Çünkü Allah yaratılmış olsa idi, her şeyi yaratıp Hâlık olamazdı. Evet, şimdiye kadar yaratılmış olan hiçbir mahlûkun, bir varlığı yarattığı görülmemiştir. Demek mahlûkun husûsiyeti ve özelliği yaratıcı olmamaktır. Öyle ise her şeyi yaratan Allah, mahlûk değildir, sonradan yaratılmamıştır, Ezelî ve Ebedîdir. Eğer yaratılmış olsa idi, O da sâir yaratılmışlar gibi hiçbir şey yaratamazdı.
Şirinevler Mah., Mareşal Fevzi Çakmak Cad, İncesu Sokak No:2-4 Kat 2 Daire 12, Bahçelievler, İstanbul