“Onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın!’ denildiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.” (Bakara, 11,12)
Muğni ismi
el-MUGNİ
İstediğini zengin eden..
Allah Teâlâ dilediğini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaşatır. Dilediğini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır.
Bâzı kullarını zenginken fakir, bazılarını da fakirken zengin yapar.
“Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak; fakirliğe ne ölçüde sabredildiği, zenginliğe de ne ölçüde şükredilmiş olduğu hesab edilecek. Mesele, çok fakir veya çok zengin olmak değil, çok sabretmek veya çok şükretmektir.”(Yahya bin Muaz)
[Devamını oku…]Sû-i zan
KALPLE YAPILAN GIYBET
“Herkesin kalbinde olanı, ancak gaybı bilen Allah bilir. Gözünle görüp tevil kabul etmeyen kat’î bir malûmâta sahip olmadıkça, kimse için kötü düşünmeye hakkın yoktur! Gözünle görmeyip, kulağınla duymadığın hususlarda kalbine gelen şüpheler şeytandandır! Şeytan ise en fâsık kimse olduğu için, onu tasdik değil, yalanlaman gerekir. Nitekim Allah Kur’ân’da şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Eğer fâsık bir kimse size bir haber getirirse, onun içyüzünü araştırın; yoksa bilmeyerek bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucûrât, 6)
RİSÂLE-İ NÛR VE TASAVVUF
Risalelerde tasavvuf ele alınırken genel olarak şu beş madde üzerinde durulur:
- Ehl-i keşif ve ehl-i keramet olan evliyanın vahdaniyete, risalete ve haşre delil olmaları.[1]
- Tasavvufa hücum edenlere karşı tasavvufun müdafaa edilmesi.
- Tasavvufla ilgili bazı konuların izah ve ispatının yapılması. [2]
- Vahdetü’l-Vücudla ilgili konuların tahlili.
- Risâle-i Nûr mesleğinin tasavvuf mesleğinden farklı oluşu ve bu farkların izahı. [3]
Gani ismi
el-GANİYY
Çok zengin ve her şeyden müstağnî..
Ganiy, hiçbir şey’e ihtiyacı olmayan, herşey yanında mevcud bulunduğu için hiçbir şekilde başkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir.
[Devamını oku…]GÖZÜ KÖR EDEN HASTALIKLAR VE TEDAVİ ÇARELERİ
Bu yazımızda güneş gibi hakikatleri gördüğü halde insanın maddi ve manevi gözünü kör eden, hakikatin üstünü örten, basiret ve ferasetini körelten hastalıklardan bahsedeceğiz. Bunlar, ülfet, âdet ve yeknesaklıktır. Ülfet bir şeye alışmayı ifade eder. Alışmışlık; zamanla göze perde olur, hakikatin görülmesine mani olur. Ülfete benzer başka bir perde de âdetullah kanunlarıdır. Güneşin doğup batışı, mevsimlerin oluşu, kâinattaki fizik, kimya ve biyolojik kanunlar Allah’ın âdet haline getirdiği kanunlardır. Bunlara âdetullah ya da sünnetullah kanunları denir. Âdetullah kanunları yeknesaklık içinde cereyan ettiği için hakikati dikkatle bak(a)mayanlara gizler. Yeknesaklık ise tekdüzeliktir. Sabit, değişmez ve tekdüze şeyler, tefekkür kabiliyetini işle(te)meyenleri körleştiren bir sebep perdesidir.
ALINTIDIR
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 66
- 67
- 68
- 69
- 70
- …
- 168
- Sonraki Sayfa »