“Melk” şiddet, güç ve “melîk” şiddetli, sıkı, güçlü [şedid] demektir. Hamur iyice
yoğrulduğunda, “Hamur sıkıca yoğruldu” diye bir ifade kullanılır (Arapça’da). Kays
bin el-Hatîm, savrulan bir mızrağı şöyle betimler: “Mızrağı elimle öylesine sıkı
[şedid] tutup sapladım ki, açılan yarığın genişliğinden, karşıda duran kişi arkada
olanı görebilir…”
TEDAVİ USULLERİMİZ
Tedavi uygulamaları hakkında bilmeniz gerekenler.
Bura da en önem verdiğim konu, bize gelen kişilerin mahremiyetinin muhafaza edilmesidir. Kesinlikle seans bilgileri ve kişisel bilgiler gizli kalmaktadır. Reklam yapmak amacıyla hastaların seans görüntülerinin kaydedilmesi ve sosyal medyada yayınlanması , bana göre hiç hoş değildir. Ben bu işi böyle yaparım edasıyla, kişilerin acizliklerinden istifa ederek, onların görüntülerini yayınlamak ve o kişileri tüm insanların nazarında deşifre ve rencide etmek, bana göre çok yanlış bir uygulamadır.Bu yayınları yapan kişiler, kendi çocuklarının bu şekilde sosyal medya da görüntülenmelerine razı olurlar mıydı? Biz bu şekilde ki seansları her zamana yapıyor ve o anları her ağır vakâ da yaşıyoruz.Hem de onların yüz yüze yaptıkları işlemi, bizler uzaktan ve sadece telefonla irtibat kurarak yapabiliyoruz. Ama bunu asla bir reklam aracı olarak görmüyoruz. Nasıl ki ben, ailemin bu şekilde rencide edilmesine razı olmam, hastalarımı da ailem gibi görür ve korurum.
ESMA-İ ERBAİN :Onüçüncü İsim:
Onüçüncü İsim:
يَازَاكِىُ الطَّاهِرُ مِنْ كُلِّ آفَةٍ لِقُدْسِهِ
Yâ zâkiyüt tâhirü min külliâ fetin li kudsih.
Şerhi: Bu mübarek ismin hassası şudur ki, eğer bunu tecrübe etmek istersen , Çarşamba günü gusül et. Yeni elbise giy. İçinde kimsenin olmadığı bir evde otur. Bu mübarek ismi bin elli bir defa oku. Okuma günlerinde kalbinde fısk gibi kötü şeyler olmasın. Okumayı bitirdiğin zaman için temiz olursa, içine temiz yedi ruh girer. Bunların alameti üzerlerinde yeşil elbise olmasıdır. Başlarında türk takyeleri gibi külahları olur. Gelir karşında dururlar. Seninle konuşmazlar. Sen de onlarla konuşma. Bu mübarek ismi okumakla meşgul ol ki seninle konuşsunlar. Sana, ey Allah’ın kulu, ne gibi önemli bir ihtiyacın varsa, bu mübarek ismin hürmetine halledelim, derler. Allah onların dileklerini derhal kabul eder. Allah sizlerden ve bizlerden razı olsun.
ŞUAYB KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ KALBİYYE
Bil ki, kalb –yani, Allah’ı arif olanın (yani, İnsan-ı Kâmil’in) kalbi– (katıksız rahmetten verilen ilahi bir bağış olduğundan) ilahi rahmettendir ve ilahi rahmetten daha geniştir. Çünkü böylesi bir kalp kendi içerisine Hakk’ı sığdırır. Hakk’ın rahmeti ise –genel anlayışa göre– Hakk’ı kapsayamaz. Ve bu anlayışa göre Hak rahmet edendir, rahmet olunan değil. Böyle olunca, O’na rahmet olunması sözkonusu değildir. Ariflerin (Hakk’ın, cem-i ahadiyet makamında rahmet eden ve kesret ve tafsil makamında rahmet olunan olduğu ve dolayısıyla Hakk’ın rahmetinin Hakk’ı kapsadığı yönündeki) anlayışı ise; Allahu Teala’nın, Nefsini –(soluk vermek ve rahatlamak anlamındaki) “tenfis” sözcüğünden gelen– “Nefes”le nitelendirmiş olmasına dayanır.
Ve İlahi İsimler, adlandırılanın ta kendisi olup, bu da Hak’tan başkası değildir. Ve İsimler, kendi hakikatlarının verdiği şeyi talep ederler ki, bu da alemden başkası değildir. Böyle olunca uluhiyet ilah-kılan [me’luh] ister; rububiyet de rab-kılan [merbub] ister — başka türlü (yani, ilah-kılan ve rab-kılan olmaksızın), bunların (yani, uluhiyet ve rububiyetin) ayn olmaklıkları sözkonusu olmayıp, varlık ve takdir yönünden var olmaları ilah-kılan ve rab-kılan sayesindedir. Ve Hak, zatı yönünden alemlerden gani iken, bu durum rububiyet için sözkonusu değildir. İmdi iş, rububiyetin alemi talep etmesiyle, Zat’ın alemlerden gani olması arasında kalmış gibi gözükse de, rububiyet hakikati ve nitelenişinde [ittisaf], bu Zat’ın ta kendisidir, başka değil. [Devamını oku…]
AKIRKARHA (ANTHEMİS PYRETHRUM)
Akırkarha, Üdülkahrı, Üdelkarh ve Nezle otu da denir. Bileşik giller familyasından, kuzey Afrika (Fas, Tunus ve Cezayir) dağlar ında yabani olarak yetişen, pembe çiçekli, çok yıllık otsu bitki.
Kaynatılıp elde edilen suyuna bal ve şeker konularak içilirse, baştan gelen balgamın kökünü keser, öksürüğe, mide soğuklama sına , kulunç, bademcik ve vücutta biriken suyu atmakta, saraya, müzmin nezleye faydalıdır.
Akırıkarha zeytinyağı içerisinde eriyinceye kadar kaynatılır, elde edilen yağ ile felç olmuş ve canı gitmiş azalara masaj yapılır ise can gelir. Bu yağdan yüze sürülürse yüze güzellik verir.
Akırıkarha sirkeyle kaynatılır ve bu mayi ile gargara yapılırsa, ağrıyan ve sallanan dişlere iyi gelir.
ESMA-İ ERBAİN-Onikinci İsim:
يَا بَارِئَ النُّفُوسِ بِلاَ مِثَالٍ خَلاَمِنْ غَيْرِهِ
Yâ bârien nufûsi bilâ misâlin halâ min ğayrih.
Şerhi: Bu mübarek ismin hassası da budur ki, bir insan büyülenir yahut göz değerse, bu mübarek ismi yedi madenden yapılmış bir levhanın üzerine kazır. O zaman büyüsü çözülür. Allah’ın izni ile sihri bozulur. Onda baras ve cüzam gibi ne hastalık varsa def olur.
Eğer bu ismi daha çok okursa Allah ondan bütün hastalıkları def eder. Sevdiği ve razı olduğu şeye muvaffak kılan Allah’tır.
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 34
- 35
- 36
- 37
- 38
- …
- 168
- Sonraki Sayfa »