Nasibi bağlı olan veya evde kalmış bir kızın evlenebil mesi için, aşağıdaki Ayeti Kerimeler ve Esmalar bir tabağa yazılıp, kadın sütü ile yazı bozulduktan sonra, bu sütü kız yüzüne sürerse, Allah Teala’nın izniyle en kısa zamanda evlenir.
Görünmeyen Dünyanın Görünen Bağlantısı
Nasibi bağlı olan veya evde kalmış bir kızın evlenebil mesi için, aşağıdaki Ayeti Kerimeler ve Esmalar bir tabağa yazılıp, kadın sütü ile yazı bozulduktan sonra, bu sütü kız yüzüne sürerse, Allah Teala’nın izniyle en kısa zamanda evlenir.
Bağlıyı çözmek için: Şu isimleri bir tabağa yazdıktan
sonra, yazıyı su ile silip bu suyu bağlı kişilere içirirsen, Allah Teala nın izniyle bağları çözülür.
Tabağa yazılacak isimler budur:
طَهْشَهْفًا كَنْفَهْشًا كَـنْفَهْيَحْشًا مَهْيَكْشًا كَنْطَهْشًا صَعْهَلْجَعًا تَوَكَّلُوا يَاخُدَّامَ هَذِهِ اْلاَسْمَاءِ بِحَلِّ ذَكَرَ فُلاَنْ عَنْ فَرْجِ فُلاَنَةَ بِحَقِّ هَذِهِ اْلاَسْمَاءِ
Tahşehfan Kenfehşan Kenfehyahşan Mehyekşan Kentahşan Sa’helcean tevekkelü Ya huddame hazihil esmai bihalli zekera fülan an ferci fülanete bi hakki hazihil esma-i
Bil ki, hiç kuşkusuz Allahu Teala bu insan oluşumunu ruhuyla, bedeniyle ve nefsiyle
kâmil bir şekilde Kendi suretinde yarattı. Ve bu insan oluşumunun çözülmesi, bu
insan oluşumunu yaratandan başkasının elinde değildir. Bu çözülme, ya O’nun eliyle
olur –ki her zaman için bu böyledir– ya da O’nun emriyle olur. Allah’ın emri
olmaksızın bunu üzerine alan kişi hiç kuşkusuz kendi nefsine zulmetmiş, Allah’ın
koyduğu sınırları aşmış ve Allahu Teala’nın mamur kılınmasını emrettiği şeyin
yıkımına yönelmiş olur.
Bil ki, Allah’ın kullarına şefkat göstermek, Allah yolunda gayret göstermekten daha
yakışık alır bir şeydir. Davud aleyhisselam, Beyt-i Mukaddes’i inşa etmeyi dileyip,
onu defalarca inşa ettiyse de inşaatı biten bina her seferinde yıkıldı. Bu durumu
Allahu Teala’ya şikayet edince, Allahu Teala ona şöyle vahyetti:
AMBER
Amber, Anber ve Akamber de denir. İspermeçet ya da Kaşalot balinasından çıkarılan kokulu madde. Gri, yeşil, siyah ve sarı renk çeşitleri vardır.
Kalp kuvvetlendirici, iştah açıcı ve cinsel arzuyu artırıcı olarak eskiden beri kullanılır. Bügün bilhassa parfümeri endüstrisinde koku verici ve sabitleştirici olarak kullanılmaktadır.
Amberkabuğu (croton elutheria) : Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir.
Faydası : Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.
Amberbaris (kadıntuzluğu) : Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır.
Faydası : Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.
يَاخَالِقَ مَنْ فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ كُلٌّ اِلَيْهِ مَعَادُهُ
Yâ hâlika men fis semâvâti vel ardı küllün ileyhi meâdeh.
Bu mübarek ve büyük ismin hassası odur ki, bir adamı kaybolur da ondan haber alamaz ve nerede olduğunu bilmek isterse, bu mübarek ismi temiz bir niyetle beş bin defa okur. Allah tealanın adını tesbih eder. İki rekat namaz kılar. Her rekatta fatihayı bir defa, ihlas suresini on defa okur. Arkasından üç gün oruç tutar. Bu mübarek ismi ceylan derisine yazar ve döşeğinin altına kor. O gece rüyasında kayıp adamını görür. Belki de ona bütün geçmişini anlatır ve Allah’ın izni ile yurduna döner.
Bil ki, nübüvvet ve risalet, özel bir ilahi lütuf olduğundandır ki, şeriat getirici
nübüvvette (kişisel çabayla) edinilmiş hiçbir şey yoktur. Allahu Teala, onlara verdiği
bu bağışları, (yaptıkları herhangi bir şeye) karşılık olarak vermiş olmadığı gibi; bu
bağışından dolayı onlardan bir karşılık da istemez. Dolayısıyla O’nun nebi ve
resullere vermesi, lütuf ve bağış yoluyladır. Bundandır ki, “Biz ona –İbrahim’e–
İshak ve Yakub’u bağışladık” [En’am Suresi, 6/84] dedi. Ve Eyyub’a ilişkin olarak,
“Biz ona ehlini ve onlarla birlikte olanların mislini bağışladık” [Sâd Suresi, 38/42]
dedi. Ve Musa’ya ilişkin olarak da, “Biz rahmetimizden kardeşi Harun’u Nebi olarak
bahşettik” [Meryem Suresi, 19/53] dedi. Bunun benzeri başka örnekler de vardır. Ve
nebi ve resulleri önceden (ayan-ı sabitelerinde) çekip çeviren, onları hallerinin
genelinde veya çoğunda (ayan-ı hariciyelerinde) sonradan da çekip çevirir [tevelli];
ve bu, O’nun Vehhab İsminden başkası değildir. Ve Davud’a ilişkin olarak, “Biz
Davud’a katımızdan üstünlük verdik” [Sebe Suresi, 34/10] dedi; ve bunu ona,
karşılıkta bulunması isteğiyle vermedi. Ve bu sözettiği şeyi (yani, üstünlüğü) ona bir
karşılık olarak verdiğini bildirmedi. Bunun karşılığında şükredilmesini istediğinde
ise, bunu (Davud’dan değil) –Davud’a ilişkilenmişliklerini vurgulayarak– “âl-i
Davud”dan istedi — ki, (kendileri için aydınlatıcı bir ışık olan) Davud’a bağışlanan
şeye şükretsinler. Ve bu bağış, Davud için karşılıksız bir nimet ve lütuftur. Âl-i
Davud içinse, kendilerinden karşılık isteniyor olduğundan, böyle değildir.
Şirinevler Mah., Mareşal Fevzi Çakmak Cad, İncesu Sokak No:2-4 Kat 2 Daire 12, Bahçelievler, İstanbul