Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Kur’ân’dan sonra en büyük mûcizesi kendi zâtıdır. Yani, onda içtima etmiş ahlâk-ı âliyedir ki, her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifak ediyorlar. Hatta şecaat kahramanı Hazret-i Ali (ra), mükerreren diyordu: “Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın arkasına ilticâ edip tahassun ediyorduk.” Ve hâkezâ, bütün ahlâk-ı hamîdede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye malikti. (1)
[Devamını oku…]
Er-Rabb
Er-Rabb
MÂNÂSI HAKKINDA İZAHLAR“Rabb” aslında terbiye manasına gelen bir masdar olduğu halde mübalağa maksadı ile terbiye edene isim olarak verilmiştir ve masdarına da rubûbiyet denilmiştir ki, çok adaletli yerine (adlün) adaletin kendisi denilmesi gibidir. İşte bu mübalağa mânâsından dolayı Rabb, yalnız “terbiye eden” ile eşanlamlı değil; aynen “terbiye” gibi olan ve bundan dolayı zorla ele geçirme, üstün gelme, ihsan, idaresi altına alma ve tasarruf etme, öğretme ve yol gösterme, teklif, emir ve yasak, teşvik, korkutma, gönlünü alma, azarlama gibi gerekli olan bütün şeylere sahip, kuvvetli, mükemmel ve kusursuz olan terbiye edici demek olur. Bundan dolayı sahip ve malik manasına da gelir.
[Devamını oku…]
[Devamını oku…]
Ayneyn Tepesi ve dünyevîleşmek
Ayneyn Tepesi ve dünyevîleşmek
Tarihler 625 senesinin yedinci Şevval gününü gösteriyordu. İki göz manasına gelen tepeye, yani Ayneyn Tepesi’ne elli aded okçu yerleştirilmişti. Ve kendilerine sıkı sıkıya “Her ne olursa olsun sakın burayı terk etmeyin!” emredilmişti. Ne var ki, bu elli kişilik okçu ekibinin ekserisi, savaş alanına emredilen gözle değil de baş gözüyle baktıklarında, kendilerini savaş alanında ganimet toplarken bulmuşlardı.Az, fakat önemli bir ekip, vazifesini terk etmişti. Resûlüllah’ın emrine gaflet etmişlerdi. “Her ne olursa olsun” kaydı, aklın kendi âkilliği içerisinde eriyivermişti. Kumandanları Abdullah b. Cübeyr’in hatırlatması ve ikazı da görüntünün rengini değiştirmeye yetmemişti. Neticede, İslâm Ordusu bozguna uğramış, Kainatın Efendisi yaralar almıştı. Birçok Sahabi de benzer durumlara düşmüştü.
[Devamını oku…]
[Devamını oku…]
Ehl-i Fetretin Akıbeti
Ehl-i Fetretin Akıbeti
Fetret, vahiy ve semavi hükümlerin sükûn ve duraklama zamanı olduğu için, iki peygamber-i zîşan devirleri arasındaki zamana denir. Hatta yürürlükte olan bir dinin hükümleri kendilerine ulaşıp hakkıyla anlatılmayan kişiler için de fetret devri geçerlidir. Onlara da ehl-i fetret denilir.Fahreddin Razi Tefsir-i Kebirinde fetret meselesi ilgili olarak şu açıklamayı yapmaktadır: “Biz bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap ediciler değiliz.” (İsra, 15 )
[Devamını oku…]
[Devamını oku…]
Hastalar Risalesi
Hastalar Risalesi
Bu güne kadar hastalar için, tıp fakülteleri kurulup doktorlar yetiştirilmiş, kemik hastanelerinden göz hastanelerine, kalp hastanelerinden tâ akıl hastanelerine kadar üstün donanıma sahip çeşit çeşit hastaneler kurulup bduâ inlerce insan istihdam edilmiştir. İnsan sağlığı kutsal kabul edilip hastalıkları teşhis ve tedavi yolunda hiçbir masraftan çekinilmemiştir.
[Devamını oku…]
[Devamını oku…]
Hadis İlmi
-Râvinin adâleti ile alâkalı cerh sebepleri nelerdir?
a.Kizbu’r râvi: Râvinin hadis rivâyetinde yalancılığıdır. Yâni Hz. Peygamber’in söylemediğini söylemiş, yapmadığını yapmış gibi rivâyet etmesi. Böyle bir kusurun tespit edilmiş olması halinde râviye asla itibar edilmez.
[Devamını oku…]
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 133
- 134
- 135
- 136
- 137
- …
- 168
- Sonraki Sayfa »