Efendimiz (asm)’ın peygamberliğinin delilleri olan mûcizeleri pek çoktur ve çok çeşitlidir. Hatta diyebiliriz ki, kâinattaki her bir tâife ile ilgili bir mûcizesi vardır. Fakat biz burada çok daha farklı bir mûcizesine temas etmeye çalışacağız; sevgi mûcizesi… [Devamını oku…]
Bir tesellî
Ve ey şefkatli Resûl ve ey re’fetli Nebî! Eğer senin bu azim şefkatini ve büyük re’fetini tanımayıp akılsızlıklarından sana arka çevirip dinlemeseler, merak etme! Semavat ve Arz’ın cünûdu taht-ı emrinde olan, arş-ı azîm-i muhîtin tahtında saltanat-ı rububiyeti hükmeden Zât-ı Zülcelâl sana kâfidir. Hakiki muti’ taifeleri, senin etrafına toplattırır, seni onlara dinlettirir, senin ahkâmını onlara kabul ettirir! Dâvâ sahibi olan, bilhassa büyük dâvâsı olan insanlar, dâvâsının büyüklüğü nispetinde büyük belâlara, musîbetlere, sıkıntılara maruz kalmışlardır. [Devamını oku…]
Cuma Âdâbı
“Size bir Sûre haber vereyim mi ki, azameti semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O Sûre Kehf süresidir. Kim Cuma günü bu Sûreyi okursa Allah onu öteki Cumaya kadar bu Sûre ile mağfiret eder, sonunda üç gün de ziyâdesi vardır. Ve semâya ulaşan bir nûr verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu Sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” [Devamını oku…]
Mescid-i Nebevî , Yapılış ve Özellikleri
Peygamberimiz (asm) devesi Kusvâ’nın üzerinde bulunduğu ve devenin yuları da devenin başına dolanmış olduğu halde, deve Medine’nin içinde ilerleyerek Adiyy b. Neccar oğullarının evleri hizasına gelince, Peygamberimiz (asm)’ın yapılacak mescidinin kapısının konulacağı yere çökmüştü ki, orası o zaman Neccar oğullarından Sehl ve Süheyl isimlerinde iki yetim gence ait hurma serme ve kurutma yeri olup, adı geçen gençler Muaz b. Afrâ’nın himâyesi altında idiler. [Devamını oku…]
Peygamberlik Delilleri
Mûcize, peygamberlik dâvâsına delil olmak üzere Allah tarafından, peygamberlerin ellerinde yaratılan hârikulade hâllere denir. Onlar “Biz Rabbinizin size gönderdiği elçileriz” diye dâvâ ettiklerinde, Cenâb-ı Hakk onlar elinde bazı hârikulade şeyler meydana getirmekle âdetâ, “Evet doğru söylüyorlar. Onlar benim elçilerimdir” demektedir.
Âhirzaman nebîsi olan peygamberimiz (asm) da peygamberlik dâvâ ettiğinde pek çok defa kendisinden mûcizeler istenilmiş ve bin kadar mûcize de onun eliyle gösterilmiştir. Peygamber Efendimiz (asm)’ın Allah Resûlü olduğunun delili yalnız mûcizelerinden ibaret değildir. Pek çok cihetlerden onun dâvâsındaki hakkaniyeti anlaşılabilir. Hatta Üstad Bediüzzaman Hazretleri, onun her bir hâlinin dahi doğruluğuna delil olabileceğini söyler. Meselâ hicret esnasında düşmanları, gizlendikleri mağaranın önüne geldiklerinde, Hz. Ebû Bekir (ra) telaşlanınca “Korkma ve hüzünlenme Allah bizimle beraberdir” demesi gibi her hâli onun doğruluğuna şehâdet eder. Şimdi onun hakkaniyetini ve nihâyet derecede sâdık olduğunu güneş gibi gösteren bir kısım delilleri sıralamaya çalışacağız. [Devamını oku…]
O’nun ahlâkı Kur’ân ahlâkı idi
Peygamberimize soruldu:
-Amellerin hangisi daha faziletlidir ?
Buyurdular ki:
-Güzel ahlâk!
Ahlâk kelimesi Arapça ‘hulk’ (huy-yaratılış) kelimesinin çoğuludur. İnsanın iyi veya kötü tavır ve hareketleri, insanın doğuştan getirdiği veya daha sonra çevreden kazandığı zihnî ve rûhî hâllerini ifade eder.
İslâm’da hedef, îmânın insanı güzel ahlâka yönlendirmesidir. Peygamberimiz: “Kıyâmet günü, amellerin tartıldığı teraziye konacak şeylerin en ağırı Allah korkusu ve güzel ahlâktır.” buyurdular.
Cenâb-ı Hakk, insanı en mükemmel ve en mükerrrem bir sûrette yaratmıştır. Bir başka deyişle diğer canlılardan çok üstün özelliklerle donatmıştır. Maddî ve manevî yönden en seçkin varlık insandır. Bu seçkinlikle beraber vazife yönünden de en üstün ve en sorumlu olan varlık yine insandır. Allah’ın verdiği güzellikleri, huy ve ahlâkını güzelleştirerek kendini tamamlamak insana verilmiş bir görevdir. [Devamını oku…]