Rabbimizin ezelî kelâmı olan Kur’ân, kıyamete kadar bütün asırlara ve tüm insanlara hitap eden bir kitaptır. Allah’ın hükümlerini her asra ve bütün insanlara tebliğ eden Kur’ân’ın değişmeden muhafaza edilmesi, Allah’ın hikmetinin gereğidir ve dahi Cenab-ı Hakk’ın da vadettiği bir hakikattir. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz” ayeti Kur’ân’ın bizzat Allah’ın koruması altında olduğunu ifade ediyor. Cenab-ı Hak, günümüze kadar Kur’ân’ı insanların en şereflileri vasıtasıyla muhafaza etti. En başta Rasûlünü (asm), sonra sahabeleri, ardından milyonlarca kahraman hafızı Kur’ân’a muhafız yaptı. Burada Kur’ân’ın Peygamberimize inzali ile başlayan süreçten günümüze kadar hangi metotlar ile muhafaza edildiğini, bizlere kadar nasıl ulaştığını açıklamaya çalışacağız.
Habir ismi
el-HABİR
Her şey’in iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan…
En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve hâdiselerden Allah haberdardır. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez.
[Devamını oku…]Berat Gecesi “Mağfiret” Gecesidir
1-“Allah (cc) Şaban ayının on beşinci gecesi kullara nazar eder ve Allah’a ortak koşanlar ile bozguncular dışında kalan bütün herkesi affeder.” (İmam-ı Gazali) şeklinde olan hadis-i şerife dayanarak bu gece “Mağfiret Gecesi” adını almıştır.
Latif ismi
el-LATİF
En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan…
İnce ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran,
Allah Teâlâ Lâtîf’dir. En ince şeyleri bilir. Çünkü onları yaratan O’dur. Nasıl yapıldığı bilinmiyen, gizli olan en ince şeyleri yapar.
[Devamını oku…] ALLAH’I UNUTAN KENDİNİ UNUTUR
Bir insandan bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu bir insan modelini biraz uzunca tasvir etmek istiyorum.
Sadece kendini düşünen…
“Benim karnım tok olsun da, başkaları açlıktan ölse bana ne!” diyen…
“Sen çalış, külfetlere katlan, ben yiyeyim” diyen…
Komşusu açken, rahat rahat tok yatabilen…
Birinci Söz / Onbirinci Bölüm
Bil Ey Nefsim
191- Bu cümlede insanın en birinci muhatabı ve talebesi, kendi nefsi olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü kendi nefsini ikna edemeyen başkasını ikna edemez. Öyle ise meseleye en evvel nefsinden başlamak lazımdır.
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 88
- 89
- 90
- 91
- 92
- …
- 169
- Sonraki Sayfa »