“Herkesin kalbinde olanı, ancak gaybı bilen Allah bilir. Gözünle görüp tevil kabul etmeyen kat’î bir malûmâta sahip olmadıkça, kimse için kötü düşünmeye hakkın yoktur! Gözünle görmeyip, kulağınla duymadığın hususlarda kalbine gelen şüpheler şeytandandır! Şeytan ise en fâsık kimse olduğu için, onu tasdik değil, yalanlaman gerekir. Nitekim Allah Kur’ân’da şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Eğer fâsık bir kimse size bir haber getirirse, onun içyüzünü araştırın; yoksa bilmeyerek bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucûrât, 6) [Devamını oku…]
Kalpten Kalbe Yol Vardır
Şefkatle yapılan nasihat tesir eder
Hem ehl-i kemâl ve selef-i salihînin siyerlerine dikkat ettiğimizde, ekserîyetle onların, fazîlet ve kemâlâtlarının vesîlesi ve rızâ-yı ilahî’ye sebep olan, “Nefis her şeyden ednâdır, hizmet her şeyden âlâdır.” düsturunu ve “Topluma hizmet eden, toplumun efendisidir.” hadîsini kendilerine rehber yaparak, birer çekirdek gibi hizmet toprağında çürüdüklerini, fakat her birisinin derecesine göre feyiz ve bereketleriyle bütün mü’minlerin kalplerine uzanan ve onların muhabbetlerini celb eden, asırlarca belki ebede kadar yaşayan, mânevî birer ağacı sümbül verdiklerini görüyoruz. [Devamını oku…]
Cuma Günü ve fazileti
İbn Huzeyme’nin Selmân-ı Fârisî’den yaptığı bir rivâyete göre, bir defa Peygamberimiz (asm)
Hz. Selmân (ra)’a: “Selmân, sen Cumayı ne zannediyorsun?” diye sorunca o da: “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” der. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “Senin atan Âdem (as)’in yaratılışı işte o gün oldu, yani vücudunun bütün parçaları o gün bir araya getirildi.” buyurmuştur. [Devamını oku…]
Cuma Âdâbı
“Size bir Sûre haber vereyim mi ki, azameti semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O Sûre Kehf süresidir. Kim Cuma günü bu Sûreyi okursa Allah onu öteki Cumaya kadar bu Sûre ile mağfiret eder, sonunda üç gün de ziyâdesi vardır. Ve semâya ulaşan bir nûr verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu Sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” [Devamını oku…]
Bir tesellî
Ve ey şefkatli Resûl ve ey re’fetli Nebî! Eğer senin bu azim şefkatini ve büyük re’fetini tanımayıp akılsızlıklarından sana arka çevirip dinlemeseler, merak etme! Semavat ve Arz’ın cünûdu taht-ı emrinde olan, arş-ı azîm-i muhîtin tahtında saltanat-ı rububiyeti hükmeden Zât-ı Zülcelâl sana kâfidir. Hakiki muti’ taifeleri, senin etrafına toplattırır, seni onlara dinlettirir, senin ahkâmını onlara kabul ettirir! Dâvâ sahibi olan, bilhassa büyük dâvâsı olan insanlar, dâvâsının büyüklüğü nispetinde büyük belâlara, musîbetlere, sıkıntılara maruz kalmışlardır. [Devamını oku…]
Feleğin çarkları keyfimiz için değişemez!
Bu da nerden çıktı?
Neden oldu bu hadise şimdi?
Keşke böyle bir şey olmasaydı?
Falan şahıs hayatımı zindan etmek için mi var?
Başıma gelen bu musîbet olmasaydı şimdi kimbilir ne kadar mutlu olacaktım?
Ve şu hastalık olmasa hayatta ne kadar başarılar elde ederdim!
Hiç beklemediğimiz anda kapımızı çalan musîbetler hiç ummadığımız anda ziyaretimize gelen hastalıklar ve canımızı sıkan bir takım hadiseler işte bu cümleleri bize söylettiren sebeplerdir. Beynimizi kemiren fısıltılar gibi olur bu cümleler. Defalarca zihnimiz ve akabinde dilimiz bozuk plak gibi bıkmadan usanmadan sürekli döner döner tekrar eder bu cümleleri. Oysa kaderin önümüze koyduğu her bir cilve kâinattaki muazzam ahengi tanzim eden ilahî kader programının zincirinden bir halkadır. Kâinatta hiç bir şey yok ki; birbiriyle bağlantılı olmasın. Ayağımıza takılan bir taş, ocağımıza düşen bir ateş -bizler sadece kendimizi alakadar ettiğini zannetsek bile- hakîkatte bütün mevcudat ile alakadardır. Ve hoşumuza gitmeyen ve bizi memnun etmeyen o hadise, keyfimiz kaçmasın diye vuku’ bulmayacak olsa, kâinattaki ahenk bozulacak feleğin çarkları yerinden oynayacaktır. Bu ise yeni baştan bir kader programının tanzimi demektir.
[Devamını oku…]
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 151
- 152
- 153
- 154
- 155
- …
- 169
- Sonraki Sayfa »