Zulmetli münevverler bu sözü bilmeliler: Ziya-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver. O nur ile bu ziya mezc olmazsa zulmettir; zulüm ve cehli fışkırır. Nurun libasını giymiş bir zulmet-i müzevver.
Gözünde bir nehar var; lâkin ebyaz ve muzlim. İçinde bir sevad var ki bir leyl-i münevver. O içinde bulunmazsa, o şahm-pâre göz olmaz, sende bir şey göremez. Basiretsiz basar da para etmez.
Ger fikret-i beyzâda süveydâ-i kalb olmazsa, halita-i dimağî ilim ve basiret olmaz. Kalbsiz akıl olamaz.
Mucib ismi
el-MÜCİB
Kendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevabsız bırakmayan.
[Devamını oku…]BİRİ ATEİST DİĞERİ İSLAMİYET’İ KABUL ETMEYEN İKİ ADAM
Biri ateist diğeri Allah’a inanıp İslamiyet’i kabul etmeyen fakat açık sözlü mert iki arkadaş ile olan sohbetimizin bir hülasasıdır. Bazı kardeşlerimize örnek olabilir diye yazıyoruz. Bize misafir olan o arkadaşlarla tanıştıktan sonra onlardan birisi; ben Allah’ın varlığına inanmıyorum ateistim dedi. Diğeri de ben Allah’a (cc) inanıyorum ama İslamiyet’in hak bir din olduğuna inanmıyorum dedi. Ben de onlar gibi açık sözlü mert insanlarla konuşmaktan görüşmekten çok memnun olduğumu ifade ederek kendilerini tebrik ettim ve dedim ki: “Sizinle konuşurken size üstün gelmek ve sizleri bastırıp susturmak için konuşmayacağım. Ancak sizlerin inandıklarınızdan ve konuştuklarınızdan ispat ettiğiniz doğru düşüncelerinizi kesinlikle kabul edeceğim ve benim düşünüp söylediklerimden de, yanlışlığını ispat ettiklerinizden de vazgeçeceğim ve sizin de benim gibi hareket etmeniz gerektiğine inanıyorum. Yoksa konuşmalarımızın hiçbir faydası olmaz, sadece gerçek insanlığa yakışmayan egomuzu, benliğimizi ortaya koymuş olacağız.”
El-Vasi’ ismi
el-VASİ
Geniş ve müsaadekâr..
Allah’ın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniştir ve her şey’i kaplamıştır. Allah’ın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur.
[Devamını oku…]Hiçbir Şey Yoktur ki, Kur’ân’da Bulunmasın
“Ve gaybın anahtarları O’nun katındadır; onları ancak O bilir. Hem karada ve denizde ne varsa bilir. Hiçbir yaprak da düşmez ki onu bilmesin; hem ne yerin karanlıklarında bir dâne, ne yaş ne de kuru (hiçbir şey) yoktur ki, apaçık bir Kitab’da (Kur’ân’da) bulunmasın!” (En’âm Sûresi, 59. Âyet)
Ne Ekersek Onu Biçeceğiz!
Çiftçinin tohumla ilişkisi gibidir, gençle yetişkinin muhataplığı. Zahirde bakıldığında küçük, kuru bir odun parçası tohum. Önemli olan zahirde görünüşü ve vasıfları değil, içinde barındırdığıdır halbuki önemli olan. Ondaki mahiyeti bilmektir. Mahiyet nedir? O nedir, sualine vereceğin cevaptır. Ver/ebil/diğin cevaba göre de her şey değişecektir.
Kuru bir odun ve ehemmiyetsiz bir nesnedir dediğin andan itibaren, bütün keyfiyeti ile birlikte zevale mahkum edeceğin bir var’dır o tohum. Fakat bu küçük, kuru şey içerisinde büyük bir ağacı ve kendi gibi binlerce mahiyetleri barındıran bir varlıktır dediğin andan itibaren ise, büyük bir umut ve ehemmiyetli bir gelecektir o çekirdek.
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 18
- 19
- 20
- 21
- 22
- …
- 69
- Sonraki Sayfa »