Kur’ân-ı Kerîm, misaldeki matematik ders kitabının önceki tüm kademelerin matematik ders kitaplarının esaslarını içine alması gibi, umum suhuf ve kitapların bütün hakikatlerini içinde cem’ edip, topluyor. Ve Hz. Muhammed (asm) de umum Peygamberlerin vârisi olarak, hepsinin vazifesini yapıyor. Hakikaten vahiy, Kur’an-ı Azimüşşan’la kemâl bulduğu gibi; nübüvvet de Muhammed-i Arabî (asm) ile tam ve mükemmel bir mertebeye ulaşmıştır. [Devamını oku…]
Sanatın Nutka Geldiği Makam: İnsan
İnsanın ve insandaki hayatın, san’at cihetiyle bu derece yüksekliğinden dolayıdır ki; insan, san’atın nutka geldiği makamdır. Hiç düşünülebilirmi ki; insanın ve kâinatın San’atkârı olan Cenab-ı Hak, bunların meyveleri olan ibâdeti, şükrü ve insanın en güzel meyvesi olan namazı başka ellere bıraksın? [Devamını oku…]
Kelâmullah’da İstifham-ı İnkârî Üslûbu
Rahmân Sûresi’nde 31 defa tekrar edilen “Rabbinizin ni‘metlerinden hangisini yalanlarsınız?” âyetiyle Rabbimiz olan Allah’dan başka bir Mün’îm (nimet verici), bir Muhsîn (ihsan edici), bir Mükrîm (ikram edici) olmadığı ve olamayacağı, cinler ve insanlara nimetleri verenin yalnız ve yalnız Allah olduğu, nimeti göndereni tanımayıp yalanlayanların pek büyük bir küfranda bulunduğu, istifhâm-ı inkârî cihetiyle ifade edilmiştir. [Devamını oku…]
Medine’yi Ağlatan Ezan
Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor.
Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları… Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi. Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi’nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde.
İşte son an… son nefes… ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: “Er’rafiku-l a’la! Er’rafiku-l a’la!” “ Yüce dost! Yüce dost!” [Devamını oku…]
Tevhid Ve Nübüvveti Haykıran, İnsanı Felâha Çağıran İlâhî Sadâ: Ezan
Müslümanları namaza çağırmak için vahiyle, sâdık rüyalarla tesbît edilmiş İlâhî bir sadâ ve manevî bir nidâ ezan. Biri ensardan Abdullah b. Zeyd (ra), diğeri muhâcirînden Hz.Ömer (ra) ezan ile rüyalarında tanıştılar ve bu sâdık rüyalarını Resûl-i Ekrem’e bildirdiler.
Onlara rüyâ ile bildirilen bu İlâhî sadâ daha önceden vahiyle Hz. Peygambere de bildirilmişti. “Bu hususta vahiy senden önce davrandı yâ Ömer!” diyordu Âlemlerin Fahrı (asm) ve “Kalk yâ Bilâl namaz için seslen!” diye emretti
Bilâl’ine (ra)… Ezan deyince akla ilk gelen yıldız Hz. Bilâl de (ra) her ezandan önce “Allâhım! Ben, Sana hamd eder, Kureyş müşrikerinin senin dinine karşı ayaklanmalarından dolayı yardımını dilerim!” şeklindeki duâsını yapar ve yüreklere işleyen o gür sesiyle ezânı okurdu… [Devamını oku…]
Namazdaki Vesvesenin Çaresi
Eğer bir namazı veya abdesti veya herhangi bir ibâdeti şartlarını en iyi şekilde yerine getirerek yapacağız diye uğraşırken ifrat edip tekrar tekrar iade ediyor hâle geldiysek ve “Bir türlü şartlarını yerine getiremiyorum” fikrinden kurtulamıyorsak … Her mü’min, âhirete yapacağı en önemli yatırımın günde beş defa namaz yoluyla Rabbi’nin huzurunu çıkmak ve ona şükür ve ibâdetlerini arz etmek olduğunu bilir. Hadis-i şerîfte buyrulduğu gibi namaz dinin direğidir, hem mü’minin miracıdır, hem de kabirde ilk suâle çekileceği amelidir.
İşte mü’min bir kul, bu şuur ile namaza durmuş ve huzur ile ibâdetini yapmaya niyet etmiş iken birden şeytandan veya fikir çağrışımı yoluyla gelen bazı vesveseler, akıl, kalb ve hayalinde uçuşmaya başlar. Namazdaki lezzetini kaçırarak ciddî bir telaş ve heyecana sebeb olur. O vesveseleri kendi fikirleri zannederek “Eyvah ben ne yapıyorum? Benim kalbim bozuk ki namaz gibi en kudsî bir ibâdette en çirkin şeyleri düşünüyorum, hayal ediyorum.” diyerek kendisi ve ibâdeti hakkında ümitsizliğe düşer. Hatta bu sebeble namazı bile terk edebilir. Zaten şeytanın istediği tam da budur. [Devamını oku…]
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 162
- 163
- 164
- 165
- 166
- …
- 168
- Sonraki Sayfa »