Hazreti Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm nübüvvet (peygamberlik) dava etmiştir. Davasına delil olarak Allah kelamı Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere bin kadar mucize göstermiştir. Bütün bu mucizelerin varlığı nübüvvet davasının vukuu kadar kesindir. En inatçı kâfirler dahi mucizelerin varlığını inkâr edememişler, kendilerini ve yandaşlarını kandırmak için bu harika hadiselere ancak “sihirdir” demişlerdir.
Kur’ân’ın Lafzındaki İ’câz
Kur’ân kelimesi, kıraattan gelir. Fu’lân bâbındadır. Baştan sona ve tamamıyla okuma ile dolu mânâsı verilebilir. Allah’ın kelâmı olduğuna kat’î îman ettiğimiz Kelâmullah’ın en çok Kur’ân ismiyle anılması tesadüfî olmasa gerek. Zâten inzal olan ilk âyet-i kerîmenin de “ikra” olması, ismiyle müsemmâ tâbirini akla getirmekte. İlk emrin “oku” olması ve bu emrin en başta, en fazla ve en çok Kur’ân’ın okunmasında uygulanması; hem ilk emrin üzerinde daha fazla düşünmemizi, hem de Kur’ân isminin hikmetleri üzerinde daha fazla durmamızı gerektiriyor.
Sekine Duâsı
Aslında daha en başında insan fıtri bir zikirle yaşamak zorunda bırakılmıştır. İnsanoğlu yaşamak için nefes almaya, dolayısıyla “Hû” zikrini her dâim tekrarlamaya mecburdur.
Yani bu fıtri vird, insanoğlunun yaşaması için kaçınılmaz bir evraddır. Öyle ki sonsuz hayat için de; isteyerek, bilinçlice hakkı zikretmemizi bizlere her an öğütler.
Hatta “Hû” zamirinin bütün dillerde ilginç ses benzerlikleri göstererek “O” anlamına geldiğini düşündüğümüzde, bu virdin lisanlar ötesi bir ilâhi yönlendirme olduğunu hemen fark ederiz.
Evliyalık ve Velilik
- Veli ne demektir?
Veli lügatte dost, muhib, yardımcı mânâlarına gelir. Istılahta ise, nefsiyle mücadele ederek mârifet ve ibadetlerle Hak Teâlâ’ya vâsıl olmuş, O’nun mânevî yakınlığına ermiş, dostluğunu kazanmış kimse demektir.
Âlimler, veliliği, umumî velilik (velâyet-i amme), hususî velilik (velâyet-i hassa) olmak üzere iki kısımda ele almışlardır.
Mağruzat
Arkadaşlar, gönül ister ki bir anda onlarca hastaya vesile olabilelim. Ama yaptığım iş ve uyguladığım tedavi şekli, buna imkan vermemektedir. Önceden de belirttiğim gibi, benim için çok hastaya bakmak önemli değil, her hastadan netice almak önemlidir. Sadece rukye ve muska ile tedavi şekli olsa idi , ayda onlarca belki yüze yakın hastaya bakardım. Aşk ve meşk işleri bağlamalar, teshir etmeler olsa, sayı önemli değil. Yaz yaz gönder. Tahrip kolay ama tağmir zordur ve uzun zaman ister. Bir evi 3 ayda yaparsınız ama bir günde yıkarsınız. Bizler tahrip değil , tağmir işi ile uğraşıyoruz. Yok etmiyoruz, vücuda gelmelerine vesile oluyoruz. Yok etmek kolaydır, bir insanı bir mermi çekirdeği ile birkaç saniyede öldürürsünüz. Ama iş , onun tedavisine veya geri canlandırılmasına gelince, orada sukut edersiniz.Bu yüzden tedavide sonuç almak istiyorsak ve bunu hilesiz ve hurdasız yapmak istiyorsak, netice alana kadar uğraşmamız lazım. Bu tür hastalar, çok iğtina ile takip ve bakım gerektirmektedir.
Bura da, şunu da belirtmek isterim. Tedavi, bizim için , göz boyamak veya geçici rahatlatmak değildir.Bir çok arkadaşların cin çıkarma seansları adı altında paylaşımlarına bakmaktayım.Biz bunları telefonla dahi yapabilmekteyiz. Yani çok abartılacak bir iş değil bu. Bazı arkadaşlar bunu kesin tedavi zannetmektedirler ve hayretle bakmaktadırlar. Hakbu ki bu seanslar genelde kesin tedavi değil, geçici rahatlama seanslarıdır. Sözde , cin çıktı kurtuldun derler, ama bir kaç güne kadar tekrar eski haline, belki de daha da kötü duruma düşerler. Yıllardır bu konu üzerinde çalışmalar yapmaktayım. Şunu gördüm ki, bu tür ağır rahatsızlıklar ve musallatlıklar da, cin çıkarma seansları sadece normal uygulamalardır. Zaten her seansta bunlar yapılmaktadır. Önemli olan kaynağı kurutmaktır. Siz o an rahatsız edeni alırsınız, yerine yenileri gelir. Bu , kişinin rahatsızlık derecesiyle ve onlarla olan iletişiminin ne derecede olduğuyla alakalıdır. Eğer hasta olan kişi, irtibat ve iletişim noktasında ileri derecelerde ise, yolda giderken veya herhangi bir rahatsız insanla görüştüğü an bile, üzerine ve bedenine musallatlar alabilir. Birilerinin göndermesine gerek kalmaz. Tedavi yapan arkadaşlar da işin içinden çıkamayınca ve işin aslını anlayamadıklarından, sana sürekli büyü yapılıyor veya sende ki vesvese der , atarlar başlarından.
Bu tür tedavi süreçlerinde, kişiyi, en az bir ay tedaviye tabi tutmak ve her gün seans uygulamak gerekmektedir. Kişi kendini iyi hissetse dahi, seanslara devam etmek lazım. Tâki, kişinin istiğdatları zayıflayana ve savunma mekanizması kuvvetlene kadar bu devam etmelidir. Bu dediklerimin ne kadar doğru olduğunu, cin çıkarma seansları uygulanan ve sonradan tekrar rahatsızlanan kişiler daha iyi bilirler. İşte biz, bu yüzden fazla hasta almıyoruz ve aldığımız hastaların ağzından,” hocam tamamen şifama kavuştum” sözünü duyana kadar tedavimize devam ediyoruz. [Devamını oku…]
Vesvese ve Şeytan 3
- « Önceki Sayfa
- 1
- …
- 116
- 117
- 118
- 119
- 120
- …
- 168
- Sonraki Sayfa »